• Sude Karaoğlan

İNSANOĞLUNUN UZAY MACERASI


İnsanoğlunun evrene ilk dokunuşunun üzerinden yaklaşık 5 bin yıl geçti. Mağaralara sığınan o insanoğlunun ilk üyeleri; güneşi, ayı ve yıldızları duvarlara resmedip yaşamın gizemini, inandıkları tanrıları hatta dileklerini gökyüzünün ardında aradılar. İnsanoğlu, varoluşundan beri ulaşamadığı uzaya çıkma hedefine son 70 yıllık süreçte ulaşmayı başardı ve hala keşfetmeye devam ediyor. Peki bu 70 yıllık serüvende neler oldu?

İnsanlar elbette her dönem bilimle uğraştılar ancak bazı felaketler ve kayıplar onlar için kaçınılmazdı. Çünkü bilimle uğraşma sebepleri güç kazanmak ve kazandığı güçle diğer insan topluluklarına baskı kurabilmeyi istemeleriydi. Uzay yarışının başlama sebebinin de bu olduğunu söyleyebilirim. ABD öncülüğündeki batı bloğu ile SSCB öncülüğündeki doğu bloğu arasındaki Soğuk Savaş döneminde en büyük rekabet alanlarından birisi uzaydı. SSCB’nin ilk balistik füzeyi üretmesi ve 4 Ekim 1957 yılında bu füzenin yardımıyla Sputnik 1 uydusunun uzaya gönderilmesiyle yarış başlamış oldu. Dünya yörüngesine oturtulan bu ilk uydu yaklaşık 22 gün boyunca dünyaya radyo sinyalleri göndermiş ve dünya atmosferine geri dönerek yanmıştır. Sonraki adım test amaçlı hayvanları kullanarak uzay aracı gönderilmesiydi ve bu amaçla iki devlet tarafından da birçok deneme gerçekleştirilmişti. Ta ki SSCB, Vostok 1 isimli uzay mekiğini Rus kozmonot Yuri Gagarin ile birlikte uzaya gönderene kadar. 12 Nisan 1961’de uzaya ilk defa bir insan çıkmıştı. Bunun ardından ABD de uzaya insan yollamayı başardı. Birçok testin ardından bu sefer gözler Ay’ın üzerine çevrilmişti. Başarısız girişimler yaşanmış olsa da 20 Temmuz 1969’da aya ilk adım atan kişi ABD’li Neil Armstrong olarak tarihe geçti. Aya ilk adımını atan Armstrong’un sözleri: ‘’Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım’’ oldu.

1960’tan beri uzay istasyonun kurulma çalışmaları gerçekleştiriliyordu. Nihayet ilk insanlı uzay istasyonu 19 Nisan 1971’de uzaya gönderildi. Bu istasyonlar uzayın insan vücudu üzerindeki etkileriyle ilgili çok değerli bilgiler kazanılmasını sağladı. 17 Haziran 1975’te ise ABD ile SSCB’nin ortak gerçekleştirdiği proje ile uzay yarışının sona erdiği dile getirilir. Peki gerçekten yarışın sona erdiğini söyleyebilir miyiz?

Günümüzde ABD ve SSCB’nin başlattığı bu yarışta artık dünyanın tüm gelişmiş ülkeleri bulunuyor ve her biri birçok başarıya imza atıyor. Çin, Japonya, Hindistan, Güney Kore ve AB ülkeleri oldukça fazla çalışma yaparak yörüngeye çok sayıda uydu gönderiyorlar. 2019 yılında dünya yörüngesinde ticari, askeri ve sivil kullanımda bulunan yaklaşık 3000 uydu olduğu tahmin ediliyordu. Başlarda devletlerin projeleri olarak gerçekleştirilen uzay çalışmaları şimdilerde özel ve sivil şirketler tarafından da gerçekleştiriliyor. Hatta bir zamanlar düşünüldüğünde hayal gibi gelen aya ve diğer gezegenlere seyahat planlamaları bile yapılıyor. Bu konuda oldukça ciddi çalışmalar yapan bir sürü şirket bulunuyor. Kurumlar artık uzayda gözlem yapmakla yetinmiyor. Bir zamanlar hayal dahi edilemeyen uzay madenciliği gibi çalışmalar da yapıyorlar.

Bildiğiniz gibi bu hafta Türkiye Uzay Ajansı’nın gerçekleştirdiği toplantıda Milli Uzay Programı açıklandı. Ülkemizin önümüzdeki yıllar içerisinde uzaya çıkış sürecinden bahsedildi.

Bakalım bizim uzaya ilk çıkış hikayemiz nasıl olacak?

34 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

©2020, GTU Bioengineering Society tarafından kurulmuştur.