• Melissa Şahin

KALP DEVRİMİ


Günümüzde gelişen teknoloji ile yüzyıllar önce yaşayan insanlara ütopik gelecek belki de insanların bir rüya olarak nitelendirecekleri gelişmelere tanık oluyoruz. Dünyanın çeşitli bölgelerinde birçok araştırmacı, bilim insanlarının araştırmaları sayesinde her yeni güne farklı bir haber ile uyanıyor, gelişmeleri takip ediyor. Bazı zamanlar okuduklarımıza şaşırıyor ve çoğu zaman heyecan duyuyoruz. Bu gelişmeler çoğu zaman sorunlara çözüm buluyor.

Dünya üzerinde donör bulmak oldukça zor ve bu yüzden binlerce hasta hayatını kaybediyor. Nakil bekleme sırası ise hastalar ve yakınları için oldukça zorlu bir süreç. Nakil için uygun kalp sayısı yılda 2000’den az ve bağışçılar ise yeterli sayıda değil. Son yıllarda bilim adamlarının yaptığı araştırmalar ise bu bekleyişe bir son verecek mi?

Yapay kalbin tarihi 1950’li yıllarda hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarla başlamıştır. İnsanlar üzerindeki ilk deneme ise 1969 yılında gerçekleşmiştir. 2019 yılı Nisan ayında Tel Aviv Üniversitesi yeni bir gelişmeyi dünyaya duyurdu. İsrailli araştırmacılar, insan hücreleri kullanarak 3D yazıcı ile basılmış üç boyutlu yapay kalp geliştirdiler. Bu yapay kalp, bir tavşanın kalbi büyüklüğünde ve kan pompalayamıyor. Epeyce küçük olması ve kalbin işlevlerini yerine getirememesi sebebiyle insanda kullanılamıyor fakat kalp rahatsızlıklarına yeni tedaviler için kullanılabileceği öne sürülüyor. Asıl amaç ise insan kalbi gibi çalışan yapay kalp ile hastalara nakil yapmak. Daha önceden bilim adamları, kalbin yapılarından uzak yani hücreler ve kalp damarları gibi yapılar olmadan yapay kalpler üretebiliyordu ancak bu yeni üretilen üç boyutlu basılı kalp kan damarları, odaları ve kalbin çalışması için ihtiyaç duyulan diğer yapılardan oluşuyor. Araştırmaya liderlik eden Prof. Dvir, araştırmacıların basılı kalbe kalp gibi davranmayı öğretmeyi planladıklarını ve sonraki adımın kalbi hayvanlara nakletmek olduğunu söylüyor. Basılı kalbin canlılarda kullanılabilmesi için ilerlenmesi gereken uzun bir yol var. Prof. Dvir, “Belki 10 yıl içinde dünyanın en iyi hastanelerinde organ yazıcıları olacak ve bu prosedürler rutin olarak yürütülecektir.” diyor. Böylece nakil için beklenen sıra daha hızlı ilerleyecek ve nakil beklerken yaşanan ölümlerin önüne geçilecek gibi duruyor.

Günümüzde bilim tahmin edilemeyecek kadar gelişti ve bu gelişim hiçbir zaman durmayacak. Bilim hızlı bir şekilde ilerliyor ve bazen yenilikleri takip dahi edemiyoruz. Her gün bir soruna çözüm bulunarak yeni güne uyanmak mucizevi. Tüm bu gelişen teknoloji ve bilim, düşündüğümüz fikirlerin gerçekleşmekten çok uzak olmadığını gösteriyor. Alan Kay’ın da dediği gibi “Geleceği tahmin etmenin en kolay yolu, onu icat etmektir.”