• Hatice Öztekin

Karbonda Yürü İz Bırakma

Karbon ayak izi tanımsal olarak, karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarının çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. Yani insanların çevreye verdiği zararın ölçüsü de diyebiliriz. Atmosferde biriken CO2 ve metan gazı dünyanın ısınmasına sebep oluyor. Karbon ayak izi, kutuplardaki buzların erimesi, hayvanların yaşam alanların yok olması, iklim değişikliği ve doğal sebeplerden oluşan orman yangınlarının başlıca sorumlusu olan küresel ısınmanın en temel sebeplerinden biridir. Karbon ayak izi iki temel parçadan oluşur. İlk olarak, evsel enerji tüketimi ve ulaşım dahil olmak üzere fosil yakıtlarının kullanılmasıyla ortaya çıkan, doğrudan CO2 emisyonlarının ölçüsü olarak tanımlanan birincil ayak izi. Bir diğeri ise, kullandığımız ürünlerin imalatı ve bir süre sonra bozulmaları sonucu CO2 emisyonunun ölçüsü olan ikincil ayak izi.


Eğer karbon ayak izinin artışı konusunda önlem almazsak bizi neler bekliyor?

· Uluslararası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Değerlendirme Raporu, deniz seviyelerinin önümüzdeki 100 yıl içinde yaklaşık 49 cm yükseleceğini hesaplamaktadır.

· Deniz seviyesinin yükselmesi özellikle kıyı kesimlerinde daha fazla sel felaketi yaşanmasına ve fırtınaların artmasıyla da daha yüksek bölgelerin su baskınına maruz kalmasına yol açacaktır.

· Yaz aylarında ‘katil’ sıcak ısı dalgalarının görülme olasılığı artacaktır.

· İklim modeli simülasyonları, 2100 yılına kadar yüzey hava sıcaklığının 2,5 0C artacağını öngörüyor.

· Kuzey kutbundaki buz tabakasının mevcut hızla erimeye devam etmesi, Golfstream’i besleyen okyanus akıntılarının kesilmesi için yeterli olacaktır. Golfstream’in kesilmesi Britanya’nın 6 0C soğumasına yol açacaktır.

Türkiye hidrolik, jeotermal, biyokütle, rüzgâr, güneş gibi yenilebilir enerji kaynakları bakımından oldukça yüksek potansiyele sahiptir ancak ne yazık ki bu potansiyelin küçük bir kısmını kullanıyoruz. Üretimde kullanılan enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ise doğalgaz ve ham petrol gibi fosil yakıtlardan karşılıyoruz. Bu kaynaklar, ülkemizde yeterli düzeyde üretilemediği için yurt dışından ithal etmek zorunda kalıyoruz. Yapılan bu ithalat hem çevreye hem de ülke ekonomisine oldukça zarar veriyor.

Günümüzde şirketler karbon ayak izinin azaltılması yönünde çalışmalar yapıyorlar. Bazı şirketler, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için fosil yakıtlardan ve geri dönüşümsüz enerji kaynakları kullanmaktan vazgeçmeye başladılar. Ülkemizde Pınar, daha iyi bir dünya için sorumluluklarının bilinciyle çalışmalarının merkezine sürdürülebilirliği aldı. Karbon ayak izinin %11 azaltıldığını raporlayan Pınar, su ayak izinin de azaltılması yönünde çalışmalar yaptığını duyurdu.

Peki ya biz ne yapabiliriz? Aslında günlük hayatımızda çok basit bazı yöntemlerle içinde yaşadığımız dünyaya dolayısıyla da kendimize büyük iyilikler etmiş oluruz. Örneğin çamaşırlarımızı kurutucu kullanmak yerine asarak kurutabiliriz. Bu sayede hem aylık 20 TL tasarruf etmiş oluruz hem de sera gazı emisyonunu önemli ölçüde azaltabiliriz ya da bir başka yöntem olarak, kısa mesafede bir yere gitmemiz gerekiyorsa yürüyerek veya bisikletle gitmeyi tercih edebiliriz. Böylelikle çevreyi korurken sağlıklı bir yaşam için de spor yapmış oluruz.