• Sude Karaoğlan

KURAKLIK VE TÜRKİYE

Son zamanlarda dünyanın neredeyse her yerinde birçok felakete tanık olduk. Kuraklık da maalesef ki bu felaketlerden biri. Geçtiğimiz 2020 yılı Türkiye’de son yılların en sıcak ve kurak yılı olarak nitelendirildi.

Peki bu durumun bu kadar kötüleşmesinin sebebi ne? Sadece iklim değişikliğinin etkisi mi? Elbette hayır. Bizler de sorunun bu hale gelmesinde bir o kadar etkiliyiz. Su kaynaklarını aşırı tüketiyor ve su kirliliğine sebep oluyoruz. Yanlış tasarladığımız su altyapıları bile su kıtlığının yaşanmasında büyük etkiye sahip.

Kuraklığın sebeplerini anlamak kolay olabilir ancak sonuçlarını tahmin etmek oldukça zor. Çünkü diğer ani hava olaylarının aksine, gelişmesi ayları hatta yılları bulacak kadar yavaş ilerler ve ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini belirlemek gerçekten zorlayıcı bir durumdur. Bazen bir bölgede kuraklığın etkileri onlarca yıl sürebilir. Kuraklığın uzun sürmesi çevre ve insanlar üzerindeki zararlı etkilerinin artmasına sebep olacaktır.

Peki bilimsel veriler bize şu anki durum hakkında neler söylüyor?

Geçen ay, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin kuraklık haritasını yayınladı. Bu haritanın ülkemizdeki kuraklık probleminin ne kadar ciddi bir boyuta ulaştığını gözler önüne serdiğini düşünüyorum. Meteorolojik verilere göre Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yağış miktarında %80’nin üzerinde bir düşüş gerçekleşmiş. Ülkemizin su ihtiyacı için bulunan tesislerde, suyun yarısından fazlası bu yağışlardan sağlanıyordu. Şu an bu tesisler yaklaşık olarak %34,6 doluluk oranına sahip. Bu durumda yağış miktarındaki düşüşün devam etmesi sizce de sorunu çok daha büyük hale getirmez mi? Peki bu durumun ilerleyişi nasıl mı olacak?

Ülkemiz şu an meteorolojik bir kuraklığın içerisinde bulunuyor. Bu kuraklık, 2-3 ay ya da daha uzun süre devam ederse o zaman bir hidrolojik kuraklığın içine girebiliriz. Hidrolojik kuraklık topraktaki nemi götürür ve bunun diğer aşamasında tarımsal kuraklığı hissederiz. Bunun sonucunda biyoçeşitlilikte azalma görülür ve bu da bazı ürünlere erişemememize neden olacaktır. Son olarak sosyo-ekonomik kuraklık gerçekleşir ve hem ekonomik olarak hem de sosyal olarak bütün bir yapıyı tekrar dizayn etmek zorunda kalabiliriz.

Bu gidişle kuraklığın ilerleyen yıllarda da dünya ve ülkemizin gündeminde olacağını söyleyebiliriz. Daha uzun vadeli ve kalıcı çözümler almamız gerekiyor.


200 görüntüleme2 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

©2020, GTU Bioengineering Society tarafından kurulmuştur.